Nerden çıktı biz de bilmiyoruz valla. Zeynep’in hamileliği iyice ilerlemeden şöyle bir tatile çıkalım istiyorduk. Çeşitli alternatifleri düşünürken THY’den ucuz bilet kampanyasını yakalayınca karar verilmiş oldu, biletleri aldık ve bir baktık Japonya’dayız. Bu yazının içinde hem gezdiğimiz yerleri biraz anlatacağım, hem de Japonya’ya dair bize enteresan gelen şeyleri paylaşacağım. Bir de en sona “Tavsiyeler” bölümü [...]
Japonya foto albüm
posted by levent on March 5th, 2012 under Geziler
Japonya’da çektiğim diğer resimlerden oluşan bir foto albüm hazırladım. Altyazı da var . . . . .
Urla’da katmer yemek lazım
posted by levent on December 30th, 2011 under Geziler
Urla deyince aklıma Tanju Okan’dan başka bir şey gelmezdi. Bu yaz Zeynep’le geze geze giderken bir geceyi Urla’da geçirdik. Çok kalamadık ne yazık ki, uzun uzun anlatamayacağım bu yüzden. Sabah kahvaltımızı Urla’nın ünlü katmerine ayırdık. Ayıptır söylemesi Zeynep öyle bir yedi ki ben bile şaşırdım. Kızartma olmasına rağmen aslında çok hafif, hazmı kolay. Tavsiye ederim. [...]
Çanakkale şehitlik
posted by levent on December 26th, 2011 under Geziler
Çanakkale şehitliğine ufakken gitmiştim, çok vakit olmuş gerçekten. Zeynep ise daha hiç görmemişti burayı. 2011′de tatil planımızda bir günlük yer açtık şehitliklerin bir kısmını dolaştık. Şehitlikler çok geniş alana yayılıyor ve kapsamlı olarak gezmek istiyorsanız sabahtan akşama kadar tam bir gün ancak yeterli olacaktır. Hatta her şeyi görmek isterseniz iki gün. Çanakkale savaşını anlayabilmek için [...]
Kendi evinde uçmak
posted by levent on December 23rd, 2011 under Geziler, Yamaç paraşütü
Ben Keşan’a bağlı Yenimuhacir kasabasında doğmuşum. İstanbul yönünden geldiğinizde Edirne il sınırı tabelasını geçtikten sonra hafif bir inişe geçersiniz. İşte o sırada sol tarafınıza baktığınızda üzerinde “Atam İzindeyiz” yazan bir tepe göreceksiniz. İşte o tepenin dibinde kurulu kasabadır bizim Yenimuhacir. Yamaç paraşütüne başladığım ilk günden beri acaba buradan uçsam mı diye hep bakmıştım ama bir [...]
Fevzi’nin yeri – Datça
posted by levent on November 21st, 2011 under Geziler
Datça’da bir hazine’den bahsedeceiğim size: Fevzi’nin yeri balık lokantası. Buraya ilk kez 2009′da arkadaşım Gökhan’la gezerken gitmiştik. Son derece orjinal lezzetleri tadınca müdavimi oldum diyebilirim. Zeynep’le her gittiğimizde mutlaka uğranacak mekanlar listemizde burası.
Türkiye’den manzaralar: Bir bisiklet ne kadar enteresan olabilir?
posted by levent on September 30th, 2011 under Geziler, Kategori dışı
Gezinirken gördüğüm enteresan şeylerin resmini çekmeye çalışırım, fırsat buldukça blogta da paylaşmaya çalışacağım bundan sonra. Bu bisikleti de Kaş’ta görmüştüm. Özellikle gidonda yapılan modifiyeye, tekerleklerdeki çift renk kaplamaya ve tabi ki aynakol kaplamasına dikkatinizi çekerim. Sahibi ile renk uyumu ise yorumsuz
Karadeniz günlükleri – 5. gün (son gün)
posted by levent on September 5th, 2011 under Geziler
24 Ağustos 2011, Çağırankaya-Büyükyayla-Demir Dağı geçidi-Baltaş geçidi-Çat-Hemşin-Rize-Trabzon… “…Haritamı açtım, geçtiğim yollara bir kez daha baktım. Kağıt üzerindeki o çizgiler, renkler ete kemiğe bürünmüştü sanki. Artık kağıt değildi o harita benim için. Her kıvrımdaki tepeleri, uzayıp giden ıssız yolları, fışkıran doğayı, tarifsiz manzarayı, vahşi dağları ve tabi ki yeri göğü kaplayan dumanı görüyorum artık…” Sabah uyandığımda [...]
Karadeniz günlükleri – 4. gün
posted by levent on August 29th, 2011 under Geziler
23 Ağustos 2011 Salı, Haldizen geçidi- Arpaözü-Ziyaret geçidi-İkizdere-Çağırankaya “…Tırmandıkça tırmandım ve gezinin en yüksek geçişini 3 bin metrelik Haldizen geçidinden yaptım. Beni bekleyen dumana girdiğimde pek ümidim yoktu ama birazdan dağılıverdi. Karşımdaki manzarayı anlatamam. Hemen altımda Aygır gölü, devamında bulut ve dağlardan ibaret bir deniz. Kendimden geçtim…” Dere kenarındaki otağ sabah çok işime yaradı. 7’de [...]
Karadeniz günlükleri – 3. gün
posted by levent on August 29th, 2011 under Geziler
22 ağustos 2011 Pazartesi, Sultanmurat yaylası-Çaykara-Soğanlı Geçidi-Armutlu “…Güneş yeni doğmuştu ve yaprak kımıldatmayan sessizlik içindeydim. O kadar derin ve uzun bir sessizlik hayatımda yaşamadım sanırım. Birazdan iki minik serçe belirdi etrafımda. Çok yakınıma kadar geldiler, motorun üzerinde dolaştılar. Kanat çırpma seslerini bile duyabiliyordum. Kulaklarım tamamen uyarısız kaldığı için uğulduyor gibiydi. Böylece oturdum uzun süre…” Sabah [...]
